Gönüllü Hemşire Ameliyat Boyunca Hastanın Bebeğini Sırtında Taşıdı

0

Gönüllü olarak gittiği ülkelerde, muhtaç insanların yardımına koşan Mülkiye hemşire, Nijer’de ameliyatına katıldığı kadının, kimsesi olmadığı için emanet edemediği 10 aylık bebeğini operasyon boyunca sırtında taşıdı.

Gittiği ülkelerde gönüllü hemşirelik yapan Mülkiye Okyay, Nijer’de ameliyatına katıldığı kadının, kimsesi olmadığı için emanet edemediği 10 aylık bebeğini operasyon süresince sırtında taşıdı.

Bundan 25 yıl önce başladığı mesleğine hala ilk günkü aşkla Eyüp Devlet Hastanesi’nde devam eden ameliyathane hemşiresi Okyay, “Bize kimin ihtiyacı varsa oradayız” diyerek mekan ve sınır kavramlarını ortadan kaldırıyor.

Bugüne kadar 43 ülkeye giderek yardıma muhtaç insanların sağlık sorunlarını gidermek için gece gündüz çalışan Okyay, en son, Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı, TİKA ve Türk Hava Yolları’nın desteği, 55 sağlık gönüllüsünün de katılımıyla gerçekleştirilen “22. Nijer Sağlık Operasyonunu”nda yer aldı.

Mülkiye hemşire, 15 günde 725 katarakt, 360 cerrahi ameliyat, 6 bin 500 poliklinik hizmeti ve 2 bini aşkın diş çekiminin yapıldığı programda, dikkatleri, ameliyatına katıldığı Nijerli kadının kimsesi olmadığı için emanet edemediği bebeğini, operasyon boyunca sırtında taşımasıyla çekti.

Bundan sonraki yaşamında da gönüllü faaliyetlerde yer almak için çaba sarf edeceğini dile getiren Mülkiye Okyay, şimdilerde yeni yol haritaları ve projeler için hazırlık yapıyor.

Bu işin manevi kazançlarını saymakla bitiremem

Okyay, gönüllülük çalışmalarına Marmara depremiyle başladığını dile getirdi.

Daha sonra Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’ne başvurduğunu ve eğitimlere katıldığını aktaran Okyay, 2009 yılında İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı öncülüğünde düzenlenen Afrika programına katıldığını söyledi.

Okyay, bugüne kadar 16’sı Afrika ülkesi olmak üzere 43 ülkeye gittiğini aktararak, şöyle devam etti:

“Bir kere Afrika çok zor bir yer. Daha iner inmez nemin kokusu geliyor ve boğazınız düğümleniyor, nefes alamıyorsunuz. Kırmızı toprak var ve o toprağı sürekli solumak zorundasınız, tıkanıyorsunuz. İnsanlar size garip bakıyorlar, çünkü farklısınız onlardan, onlar çok tedirginler. Çocuklar sizden önce kaçıyorlar, alışacaklar 1-2 gün, ne olduğunu anlayacaklar, siz onlara yardım edeceksiniz, onlar da sizin yanınıza ancak o şekilde geliyorlar. Ben orada olmayı çok seviyorum. Ben tam bir Afrika aşığıyım. Senede en az 1-2 kez gitmek istiyorum. Gidemeyince oturup ağlıyorum, hırslanıyorum, ‘Niye ben değilim?’ diye. Bu tamamen gönüllülük. Gönüllü gidiyorsunuz, bundan hiçbir maddi kazancınız yok ama manevi kazançlarını saymakla bitiremem.”

Afrika’daki insanların bölgeye gönüllü giden sağlık çalışanlarına ulaşmak için araçlarının olmadığını, ülkenin çok uzak köşelerinden, zor şartlar altında yürüyerek gittiklerini dile getiren Okyay, “Biz gittiğimizde hastane bahçesi hep ağzına kadar hasta dolmuş oluyor.” dedi.

Mülkiye Okyay, özellikle Afrika’da kendilerine ciddi bir sevgi beslendiğini dile getirerek, şimdiye kadar binlerce operasyona katıldığını kaydetti.

Ya bebek düşerse ve bir şey olursa

Son gittiği ülke Nijer’de çeşitli ameliyatlar yapmak için bulunduklarını anlatan Okyay, çok zor şartlarda çalıştıklarını ve bu nedenle gönüllü sağlık çalışanlarının birçoğunun vücut direncinin düştüğünü aktardı.

Okyay, 4 ameliyat masasında 5 personel olarak çalıştıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir gün yine operasyonlara devam ederken arkadaşlarımızdan bazıları hasta oldu. Arkadaşlarımız yere karton serip üzerine uzandı, serum bağlanarak tedavi edildiler. Çünkü öyle yatacak yatağımız falan iş yerimizde yok. İki hemşireyiz o gün 4 masaya hasta almaya çalışıyoruz. Bir kadın geldi o gün, elinde bir kağıdıyla. Dışarıda bir arkadaşımız var ameliyat öncesi işlemleri yapıyor. Buradaki gibi ameliyat günü verilmiyor, işlem biter bitmez ameliyata alıyoruz orada. Hastalar kapıya giyinik geliyorlar. Hastanın kolunda yaklaşık 15-20 santimetre civarında kocaman bir yumru var. Kadın sırtında çocuğu, giyinik vaziyette ameliyathanenin kapısına geldi.

Tercüman, kadının ameliyat olacağını söyledi. Bebeğiyle içeri giremeyeceğini ve bırakması gerektiğini söyledim. Kadın bebeğini bırakacak kimsesi olmadığını, ameliyat olmak için 50 kilometre yol yürüyerek geldiğini anlattı. Çocuğu alsam arkadaşlarım hasta verecek kimse de yok, yatıracak yastığım, yorganım yok. Kadın, ‘Bebeği sana bağlayalım, senin sırtında dursun.’ dedi. Ben de ‘tamam’ dedim. Çat’ta da böyle bir hikayemiz olmuştu. Kadın bebeği sırtıma bağladı, emniyetli olup olmadığına baktım. Ama elim sürekli bebeğe gidince düşmesin diye, kadın, ‘Sakin ol o uyuyor’ diye karşılık verdi. Biz bu şekilde ameliyatı gerçekleştirdik.”

Mülkiye Okyay, hastanın ameliyattan sonra kendisine sarılarak teşekkür edip oradan ayrıldığını ifade ederek, “Sırtınızda bir bebek var, onu düşünmemeye çalışıyorsunuz ve önünüzde de bir hasta var, operasyon yapıyorsunuz. Çok değişik hisler. Bebeği de koruma ihtiyacı hissediyorsunuz, ya düşerse ya bir şey olursa diye. Böyle bir andı, inanılmaz farklı bir his. Kadınız bir de bir annelik içgüdüsü var. Koruyorsunuz onu. Sizin içinizden bir parçaymış gibi birden oluyor.” diye konuştu.

Bu olayın hayatı boyunca unutamayacağı bir anı olarak kalacağını belirten Okyay, mesleği herkesin çok severek yapması gerektiğini ve bu insanların içinde onlarca kahraman olduğunu sözlerine ekledi.

 

Beğen
Beğen Aşık Oldum Haha Vay Canına Üzgünüm Kızgınım

CEVAP VER